İçeriğe geç

Yedigöller

Kategori: Gezi Yazısı

Cennet gibi bir yerde, yoğun yağmur altında şahane bir kamp yapma fırsatı yakaladık. Kayseri’den gece saat 11’de pek rahat olmayan servisimizle Bolu’ya doğru yola çıktık. Yolcuğun büyük bir kısmında uyuyamadım ve yolu izledim, düşüncelere daldım. Seyahat etmek insana gerçekten hayatı sorgulatıyor. İnsanın rutininden çıkıp, geziler yapmasının iç sesini dinleyebilmesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Yolculuğumuz sabaha karşı 8 gibi son buldu. Bolu’ya geldikten sonra Yedi Göllere gitmek için 42 kilometrelik oldukça virajlı ve dar bir yol vardı. Yolculuğun o kısmı gerçekten çok yorucuydu. Hele son kilometrelerde yollar bir de taşlı olunca gerçekten baya bir sarsıldık. Yine de hedefimize ulaşınca gördüğümüz güzel görüntü bize her şeyi unutturdu. Öncelikle eşyalarımızı arabadan indirdik. Daha sonra çadır kurma aşamasına geçtik. Benim ve arkadaşımın ilk kamp deneyimimiz olduğu için hiç malzememiz yoktu. Bizi getiren turun verdiği eşyaları ve çadırı kullandık. Ancak en yakın zamanda biz de kendi ekipmanlarımızı toplayıp düzenli olarak kamp yapmak istiyoruz. Çünkü gerçekten çok keyif aldık.

Çadır kurmayı öğrendik ve görevli bir arkadaşımızın yardımları sayesinde çadırımızı kurduk. Ancak ilerleyen saatlerde yağmurla beraber çadırı çok da doğru bir yere kurmadığımızı farkettik. Çünkü çadırın bulunduğu yere bir hayli su doldu. Kısmen de çadırın içi su aldı, eşyalarımız birazcık ıslandı. Ama yola çıkarken bildiğimiz bir şey vardı ki kamp biraz da sefaletti değil mi? 🙂

Çadırımız

Bu arada karnımız oldukça açtı geceden beri hiçbir şey yememiş, çadırımızı kurmuştuk ve tüm bunlar olduktan sonra hızla kahvaltı hazırlığına geçtik. Hep beraber kahvaltı hazırlayıp sonra onu afiyetle yedik. Ardından yol yorgunluğunu atmak için 1 saat kestirdik ve doğa turumuza başladık. Gölleri tek tek gezdik. Her yerden karşımıza çıkan akarsular, yeşilin mükemmel tonları, hiç bitmeyen kuş cıvıltıları bizleri büyüledi. Ayrıca pek çok minik dostumuzu da gezi sırasında gördük. Sincaplar her an bir ağaçtan veya herhangi bir delikten karşınıza çıkabilmekteydi. Göllerden de sayısız kurbağa dostumuzu görüp onların fotoğraflarını çekebilmekteydik. Bir dostumuz daha vardı ki onu bu gezimizde hiç görmediğimiz için şükür ettik. O da ayı idi. Her yerde gördüğümüz dikkat ayı çıkabilir uyarıları bizi korkuttu. Ayıların yanımıza gelmemesi için yüksek sesle konuşmamız gerektiği için arkadaşımla gezerken daha önce hiç sohbet etmediğimiz kadar sohbet ettik. 🙂

Göller dışında bir takım ilginç ayrıntılarla da karşılaştık bunlardan birincisi Pisagor ağacıydı. Sahip olduğu şekilden dolayı böyle adlandırılmıştı.

http://www.matematikcanavari.net/2017/04/pisagor-agaci-bolu.html

İkincisi ise Gülen kayalardı. Kayanın üstündeki gülücük ifadesi gerçekten şaşırtıcı idi.

Tüm bu uzun yürüyüşün, tırmanışların ve kendi adıma söylemem gerekirse sık sık yere düşüşlerin ardından o yorgunluk ve hararetten sonra bir akarsuyun serinliğini hissetmek, Dilek Çeşmesinden su içmek gerçekten paha biçilemez bir mutluluk veriyor insana.

https://dahacokgezsek.com/2015/10/01/yedigoller-cadir-sonbahar-rota/yedi-goller-dilek-cesmesi/

Yürüyüşün ardından tekrar kamp alanına döndüğümüz sırada yağmur başlamak üzereydi ve hava kararıyordu. Bizim ise az sayıda odunumuz vardı. Bu yüzden odun toplamak zorundaydık ve liderimizle beraber toplam altı kişi odun için tekrardan yola koyulduk. Bu sefer patika yol dışında çıkılması daha zor yerlerden geçiyor ve ormanın içine doğru tırmanarak ilerliyorduk. Yolculuğun bu kısmı da oldukça zor ve eğlenceliydi. Uzun bir tırmanışın ardından yıkılmış bir ağaç parçası bulduk. Onu keserimizle 3 parçaya bölüp birlikte taşımaya karar verdik ve işe koyulduk. Ancak ansızın yağmur çok şiddetli bir şekilde bastırdı. Biz yine de azmettik ve Obamızı asla odunsuz bırakmayacağımıza yemin ettik. Islansak da bu yoldan dönmeyecektik ta ki yaklaşık 50 metre yakınımıza yıldırım düşene kadar… Beyaz ışığı gördüğümüz o andan sonra beynimizin en ilkel kısmı olan sürüngen beyin devreye girdi ve bize kaç dedi. Liderimiz dahil hepimiz arkamıza ve o ağaç parçasına bakmadan hızlıca olay yerinden kaçtık ve kamp alanına kendimizi güçlükle attık. Neyse ki bu sırada arkadaşlar ağaçlara branda bağlamışlardı. Bu sayede yağmurdan korunduk. Tabii ormandan gelene kadar çoktan ıslandığımız, hatta sırılsıklam olduğumuz için üstümüzü değiştirdikten sonra yağmurdan korunmamız bir anlam kazanabildi 🙂

Yağmur geçene kadar brandanın altında sohbetler ettik, yemek hazırladık. Daha sonra ise gece sesi güzel olanlar şarkılar söyledi ben dinledim. Yeni dostluklar kuruldu, sohbetler edildi. Gece ikiye kadar böyle devam etti ve sonra yeni gün için çadırlarımıza geçtik.

Hava oldukça serin olduğu için uyku tulumumun üstüne evden getirdiğim battaniyeyi de serdim ve giydiğim termal içliğimle beraber ancak ısınabildim. Dışarıda yağan yağmurun, çadıra vurmasından çıkan o mükemmel seslerin arasında 4 saatlik kısa ama oldukça yeterli bir uykuya daldım. Saat altı da kalkmamız gerekiyordu çünkü yine kuvvetli bir yağış ihtimali vardı. Bu yüzden çadırımızı erkenden toplamamız gerekiyordu.

Sabah çadırımızı toplayıp, arabamıza atladıktan sonra biraz ilerideki seyir tepesine çıktık ve oradan bir gün önce geze geze bitiremediğimiz Yedi Göller’in ne kadar küçük göründüğüne şaşırdım kaldım. Aslında gözümüze büyük gözüken şeylerin bakış açımızı değiştirerek, başka bir yere geçerek ne kadar küçülebileceğini anladım. Her şey bulunduğumuz yer ile ve bizim ona yüklediğimiz anlamlarla alakalıydı aslında. Dün de bügün de aynı olan Büyük Göl gözümüze şimdi bir su birikintisi gibi gözüküyordu.

Seyir tepesinin ardından turumuzun son durağı olan Gölcük’e gittik ve o meşhur kartpostallarda gördüğümüz yeri yakından görme fırsatı yakaladık. Gerçekten büyüleyiciydi. Gölcüğün havası ve insana hissettirdiği Yedi Göller’den bile farklıydı.

Daha sonra yola koyulduk ve cuma gecesi başlayan güzel yolculuğumuz pazar gece yarısı son buldu. Ardından kurduğumuz güzel dostuklar ve gördüğümüz güzelliklerle beraber evlerimize dağıldık.

Hamiş: Güzel Fotoğrafları için Mahmut Arda’ya ve Huawei p30 pro’suna teşekkür ederim 🙂

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir